Mobil uygulamamızı akıllı
telefonunuza indirebilirsiniz!


“Ülke olarak her anlamda tarihi ve zor bir süreçten geçiyoruz

 

 

Aile ve Sosyal Politikalar eski Bakanı ve AK Parti Denizli Milletvekili Sema Ramazanoğlu yaptığı açıklamada; “Ülke olarak her anlamda tarihi ve zor bir süreçten geçiyoruz. Coğrafyamızda ve dört bir yanımızda yaşanan gelişmeler, bizleri olduğu gibi ülkemizi de derinden etkiliyor” dedi. 

 

Ramazanoğlu ; “Dört bir yanımızın istikrarsızlık ve çatışmayla çevrili olduğu bu dönemlerde birbirimize her zamankinden daha fazla kenetlenmek zorundayız. Ülkemizin sınır güvenliği ve milletimizin emniyeti her şeyden önceliklidir. Geçtiğimiz günlerde tezkere hususunda -bir parti hariç- Meclisimiz tarafından sergilenen ve Aziz Milletimizin de çokça özlem duyduğu ortak duruş, birlik ve beraberliğimizi pekiştirmiştir.

 

Ülkemizi, milletimizi, demokrasimizi hedef alan terör örgütlerine karşı verilen mücadelenin başarısı devlet ve millet olarak bir ve beraber olmamızdan geçmektedir. Bölücü terör örgütleri ile dini hassasiyetleri sermaye yaparak kurulan FETÖ, ülkemize ciddi zararlar vermiş ve bir ümit zarar verebilmek için de çaba sarf etmekte... Asla nihayete ermeyecek bu tip beyhude çabaları milletimiz “birlik olma” şiarıyla daima boşa çıkarmıştır. 

 

TÜRKİYE BİRDEN ÇOK TERÖR ÖRGÜTÜ İLE MÜCADELE EDİYOR

Türkiye olağanüstü tehditlerle karşı karşıya olan bir ülkedir. Birçok ülke tek bir terör örgütüne karşı mücadele için oldukça sert tedbirler alırken ülkemiz; PKK, FETÖ, DAEŞ, DHKP-C gibi uluslararası hale gelmiş terör örgütlerine karşı mücadele etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın “Olağanüstü tehditler olağanüstü tedbirleri gerektirir.” sözü hükümetimizin bu mücadeledeki yol haritasını anlatmaktadır. Bilhassa 15 Temmuz'da FETÖ tarafından gerçekleştirilen, milletimizin ve başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere AK Parti kadrolarının dirayetli duruşu sayesinde bertaraf edilen darbe girişimi sonrası Olağanüstü Hal ilanı kaçınılmaz bir karar olmuştur. Bu kararla birlikte hükümetimiz Türkiye'nin istikrarsızlığa girmesine ve bir terör sarmalına kapılmasına müsaade etmeme konusunda bir irade göstermiştir. OHAL'in hükümetimize tanıdığı yetkiler asla keyfi olarak kullanılmamış, herhangi bir mağduriyet yaşanmaması için azami derecede gayret gösterilmiştir. Buna rağmen mağdur edildiğini düşünen vatandaşlarımız için OHAL Komisyonu kurularak başvuru imkânı tanınmıştır. Bu komisyonun titiz ve gayretli çalışması neticesinde eğer varsa mağduriyetlerin en aza indirilmesi hükümetimizin temel hedefidir. OHAL, ilanını gerektiren tehditler ortadan kalkana kadar devam edecek olup, bu süreçte hükümetimiz ülkemizin geleceği için hayati derede önem arz eden adımlar atmayı sürdürecektir. 2002'de iktidara geldiğimizde ilk icraat olarak nasıl ki ülkemizin bir kısmında devam etmekte olan OHAL'i kaldırdıysak, OHAL'i gerektiren sebepler ortadan kalktığında şu an devam etmekte olan OHAL de elbette kalkacaktır.

 

REFERANDUMUN HÜKMÜ YOKTUR

Son günlerde gündemimizi işgal eden ve ülkemizi de yakından ilgilendiren bir diğer mesele de bilindiği gibi Kuzey Irak'ta gerçekleşen bağımsızlık referandumudur. Irak, Körfez Savaşı’ndan bu güne çatışmaların ve krizlerin yaşandığı bir ülke halini almıştır. Şimdi de bu krize geçtiğimiz günlerde Barzani Yönetimi’nin attığı yanlış adımlar eklenmiştir. Yapılan referandumun asla bir hükmü bir geçerliği yoktur. Bu süreçten kimseye hayırlı bir sonuç çıkmayacağı açıktır. Bu yanlıştan dönmek de herkes için yararlıdır. Yine Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi “Kuzey Irak Yönetimi, yaptığı yanlıştan dönme erdemini gösterdiğinde, Türkiye, devleti ve milletiyle bu kardeşlerimizin yanında olmaya devam edecektir.” 

 

SUNİ DEVLETLER OLUŞTURULDU

Topraklarımız bundan yaklaşık bir asır önce sınırlara ayrıldı. Halep bir tarafta, Antep bir tarafta kaldı. Şam bir tarafta Bağdat bir tarafta kaldı. Bu topraklarda yaşamayan ama bu topraklar üzerinde senaryo kuran devletler bu topraklarda suni sınırlar, suni devletler oluşturdu. Bugün bir asır sonra yine bu topraklarda yaşamayan ve bizim duygularımızı hmeyen devletlerden güç alarak yeni sınırlar oluşturmak, zaten bölünmüş bir coğrafyayı daha fazla bölmek değil midir? Bunun kimseye faydası yoktur. Bu coğrafyanın halklarının bölünmeye değil birliğe ihtiyacı vardır.

 

Başta tarihi, kültürel ve sosyal olmak üzere soylu ilişkilerimizin olduğu coğrafyalarda, ülkemize yönelik büyük bir sevgi ve aynı zamanda büyük bir “umut” vardır. Her zaman dediğim gibi Türkiye “bir ülke” olmaktan çok daha fazlasıdır. Türkiye, bu toprakların, mazlum coğrafyanın umududur; o coğrafya da yaşayan insanların yüzündeki umut tebessümüdür. 

 

Hamdolsun, biz devlet ve millet olarak imtihanlarımızı alnımızın akıyla veriyoruz. Ülkemiz ve sınırlarımız üzerinde karanlık emelleri olanların, kanlı senaryolar yazanların, ihanet şebekelerinin işi bu necip millet var olduğu sürece hiç de kolay değildir. 

 

Hükümetimiz başta terörle mücadele olmak üzere iç ve dış tehditlere karşı milletimizden aldığı destekle gerekli adımları atacak, bu zor coğrafyada tek bir vatandaşımızın ayağına taş bile değmemesi için her türlü çabayı sonuna kadar gösterecektir” dedi.


Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest